14 Aralık 2017 Perşembe

bir takım konular

Bu yazıyı mutluluğu aradığım her gün ve zaman için not ediyorum.
Bir arkadaşın "lütfen bana mutlu olmak için bir sebep söyle!" demesiyle, aklımda oluşan bir takım şeyleri yazacağım.
Kendimi bir kenara bırakıp gördüğüm ilk şeye odaklanmaya karar verdim. Güneşin doğduğu sıra olduğundan dolayı da aklıma ilk gelen şey "güneş olmak" oldu. Her sabah doğmak "zorundasın". Her sabah hepimizin uyanmak zorunda olması gibi, bizler de her sabah doğmalıyız. "Yeniden ve yeniden ve yeniden"
Peki, o halinden memnun mu?
Dünyada olan her kötü şeyden haberdarsın. Sefillik, yalan, savaş, kavga.... sayısız kötülük. Hepsini izlemek zorundasın. Madem zorunda, yapması gereken tek şey sanırım iyi insanların hatrına doğmak olacaktır. Biz de sevdiğimiz insanlar için varolmalıyız. Gerçi en başta kendimizi sevmeliyiz vb vb.
Bunu bir neden olarak gösterebilir miyim?
Aslında mutsuz olmanın temel nedeni de zorundalıkları zorla kendimizi iterek, sürükleyerek falan yapıyor olmamız. Mutluluğu sorgularken sanırım ilk yapılması gereken şey memnuniyetsiz olduğumuz şeylere farklı açılardan bakmak.
"Hep empati kurması gereken kişi neden benim?" diyen kişi konumunda olmaktan şikayet ediyorum bazen. Empati kurmak yerine, biraz da kendim anlaşılmak falan istiyorum. Sonra kendimi bu konuma getirecek gibi olduğumda aklıma direkt "ben sorun içeren biri değilim ki karşımdakinden empati falan bekleyeyim" oluyor. İki düşünce çakışıyor. İşler karışıyor :>
Umursamaz insanlar çok kazanıyormuş gibi geliyor falan ama bu deneyim ile sabit, yok öyle bi' dünya. Evet, yeri geldiğinde umursamaz olmak lazım. Her şeyi bir kenara attığında, bi zamandan sonra sen de kendini o köşeye atılmış olarak görüyorsun. O yüzden hiç gerek yok.
Kendini sevmek, sevdiklerini koruyup kollamak, kendinden kötü durumda olanları düşünmek sanırım mutlu olmanın en kolay yolları. Kendinden kötüleri düşünemeyen birinin de bir hastanenin acil bölümündeki "kırmızı alan"da yarım saat takılmasını tavsiye ederim sanırım?

Yarın bir şekilde var. İyi veya kötü yaşamaksa bizim elimizde. Bakıyorum ki şans aslında benim temelini hazırladığım şeyler.

13 Aralık 2017 Çarşamba

ilk çorba sonucu







Filmi çay'lı çorbalamak

MERHABA!!! 
Normalde böyle şeyler yazmaktan çok uzağımdır fakat bunu buraya kaydedip baktıkça hatırlamak istiyorum. (Ve asla kaybolmasın da istiyorum)
Analog makine kullanmaya 2017 Şubat'ta başlamıştım. Zenit ET öğrenirim, iyi hoş olur falan diye düşünürken La Sardina ve Diana Mini almaya karar verdim. Diğer dijital makinemin pabucunu dama atmak istemediğimden yine ara sıra çekim yapmadı değilim.
Geçen perşembe akşamı ise karar verdim, ben bu film çorbasını denemeliyim!


Öncelikle sadece yazın kullandığımız oturma odamızı karanlık hale getirip filmi tamamen açtım. Bildiğimiz çamaşır deterjanını şu ölçekli ilaç kaşıkları ile ölçerek, su ile eşit olmasını umarak karıştırdım. (Kesinlikle eşit olmadı) Çok endişe ettiğimden suyu daha fazla koydum.



Film hazırladığım zemine yapışmaya başlayınca telaşlandım, filmin üstüne baskı uygulamayı bırakıp elimi hazırladığım deterjanlı karışıma sürüp filmi elime alarak uyguladım.
Aklımdan tek geçen şey "kesin ziyan oldu" cümlesiydi ama bir yandan da aklımdakini yapmış olmanın verdiği "tatmin olma" hissi vardı. Deterjanı çok az kullanmış olmama rağmen filmi geri sararken çok yapıştı. Elimle sarmayı denedim olmadı, kalem ve tornavida ile denedim. Onlar da işe yaramayınca filmi makineye takıp öyle sardım.
Daha önceden Twinings Earl Grey çayını soğuk suda demlensin diye kenara koydum. Ayrıca bir de bunu tencerede demledim. Sıcak suda olan kaynatmak, soğuk suda olan ise sonradan yıkamak için.



Lomography'nin sitesinde önerilen dakikaları uygulamaya çalıştım. Filmin erimemesi için; Kaynayan çayın altını kapattım ve içine deterjanlı filmimi attım :")
İlk yarım saniye "doğru mu yapıyorum" şeklinde kendimi sorgularken bunun çorba olduğu aklıma gelerek karıştırma kararı aldım :>
Kalan 30 saniye karıştırırken, anlatılan tarifteki gibi içinden hava kabarcıkları çıkıyordu. (Onu görmek biraz içimi rahatlattı)


Daha sonra filmi peçeteye sarıp, tekrar karanlık yaptığım odaya döndüm. Filmi tekrar tamamen açtım ve hala daha yapış yapıştı. Filmi, demlediğim diğer soğuk çayın içinde el bezi durular gibi duruladım. 2-3 kez yaptım bu işlemi. Sonra saç kurutma makinesini "soğuk üfleyecek" şekilde ayarladım ve kurutup sardım. Fakat ben yıkadım yıkamasına ama film hala deterjandan dolayı yapış yapıştı. Daha fazla bu şekilde beklemesini istemediğimden Cumartesi günü Lomography'e bırakmaya karar verdim.
Cuma akşamı, pek sevgili Nural ile bu konu hakkında konuştuk. Arkadaşların film banyosu hakkında da yardım edebileceklerini söyledi. Ben de büyük bir öğrenme aşkıyla cumartesi Lomography'nin yolunu tuttum. Kahvaltı, öğle yemeği vb gibi kavramları da hayatımdan silmişim o gün için, "film banyosunu görerek öğrenme"nin verdiği heyecanla :3
Misafirliğe giden kız çocuğu modunda, Yağmur ve Buse'yi can kulağıyla dinledim :>
3 farklı sıvı gösterdiler, 1ltlik şişelerde karıştırmışlardı. Birinin rengi koyu mavimsi, diğeri de koyu kırmızı gibiydi. Ölçeklere koyulan sıvının sıcaklığını ölçtük.
Yağmur, karışımların 38 derece olması gerektiğinden kaynatılan suyu bir kabın içine koydu, sonra bu iki sıvı da onun içinde ısınmaya çalıştılar.
Bir yandan da hala daha deterjandan dolayı yapışık olan filmi Buse karanlık torbanın içinde çıkartmaya çalıştı. Daha sonra film yıkama tankının içindeki çarka yerleştirdi.

Filmler yeterli sıcaklığa geldiğinde önce mavi renkli olan sıvıyı film yıkama tankının içine koydu karıştırdı, 4 dakika boyunca yarım saniye olarak tankı çalkaladı. 4.dakika sonunda sıvıyı döküp diğer sıvıyı koydu.
Bu sıvıyı ise 6dk boyunca tankta yarım saniye aralıklarla karıştırdı. En son olarak da "renk açıcı" diye bahsettiği suya yakın şeffaflıktaki sıvıyı koydu. Sonrasında bol suyla 3dk yıkadı.

Ve kuruması için ipe astık :> Mutlu son *-* bir şeyler görünüyordu ama sonucunu henüz alamadım. Aldığımda ekleyeceğim bunun peşine hemen.

İlgi, alaka ve müko sabırlarından dolayı Nural, Yağmur ve Buse'ye çook teşekkür ediyorum. Benim için harika bir deneyimdi. :3 Ve bunu internetten pek çok kez okumuştum, fakat dileğim kendi gözlerimle birebir görmekti.
Not: Çorba yaptığım film; Agfa Vista 400 (Bayat) bazılarında üst üste 3 poz vardı sanırım, onu bile hatırlamıyorum lol